Conatus, Spinoza’da her tekil şeyin kendi varlığında sürme çabasıdır. Etika’nın üçüncü bölümündeki altıncı önerme bu çabayı bütün tekil varlıklara atfeder; yedinci önerme onun şeyin edimsel özünden ayrı olmadığını söyler. Terim yalnızca insanın bilinçli hedeflerini anlatmaz.
Çabayı gelecekteki bir amaca yönelen özgür irade olarak okumak yanlış olur. Spinoza varlıkları doğanın zorunlu nedensel düzeni içinde düşünür. Bir şeyin sürmesi, çevresinden bağımsız bir kendine yeterlilik değil, başka şeylerle karşılaşmalarında hangi ilişkileri koruyabildiği sorusudur.
İnsanda beden ile zihin aynı çabanın farklı ifade biçimleridir. Arzu, bu çabanın insan deneyimindeki görünümünü açıklar. Dış karşılaşmalar eyleme gücünü artırabildiği veya azaltabildiği için conatus ile sevinç, keder ve duygulanım arasında sistematik bir bağ kurulur.
Kavramı biyolojik hayatta kalma güdüsüne indirgemek de, kişisel başarı sloganına çevirmek de kapsamını daraltır. Etik sorun, yalnızca daha uzun sürmek değil, kişinin kendi doğasının yeterli nedeni olduğu etkinliklerin nasıl mümkün olacağıdır. Bu nedenle conatus, potentia ve affectus ile birlikte okunmalıdır.