Çoğulluk, Arendt’te insanların aynı dünyayı birbirine indirgenemeyen konumlardan paylaşmasının siyasal koşuludur. İnsanlar birbirlerini anlayabilecek kadar eşit, birbirlerinin yerine geçemeyecek kadar farklıdır. Kavram basitçe çok sayıda insan bulunması demek değildir.
Söz ve eylem, insanların kim olduklarının başkalarının önünde görünmesine katılır. Bu görünürlük, yalnızca kişinin içsel özelliklerini açıklamasıyla oluşmaz; başkalarıyla kurulan ilişkiler ve beklenmedik sonuçlar içinde gelişir.
Ortak dünya, herkesin aynı bakış açısına zorlanmasıyla kurulmaz. Bununla birlikte çoğulluk, bütün görüşlerin aynı derecede doğru olduğu veya kurumlara gerek bulunmadığı iddiası da değildir. Siyasal yargı ve ortak sorumluluk soruları açık kalır.
Bu kayıt Arendt’in İnsanlık Durumu’ndaki bağlamı esas alır. Habermas’ın iletişimsel eylemi veya çağdaş çokkültürlülük kuramlarıyla karşılaştırma yapılabilir; fakat ortak demokratik sorular aynı kavramı kullandıkları anlamına gelmez.