Negatif diyalektik, Adorno’nun kavramsal düşünmenin nesnesini bütünüyle tükettiği iddiasına yönelttiği eleştiridir. Bir şeyi tanımlamak ve sınıflandırmak bilmek için gereklidir; fakat nesnenin bütün özellikleri kullanılan kategoriye sığmaz. Kavram ile nesne arasındaki bu kapanmayan aralık, özdeş olmayanın önemini oluşturur.
Diyalektiğin negatifliği, her önermenin tersini söylemek ya da düşünmeyi bırakmak anlamına gelmez. Amaç, çelişkileri son bir uzlaşmada giderilmiş saymak yerine düşüncenin kendi açıklama biçimlerini nesne karşısında sınamasıdır. Eleştiri, kavramların zorunluluğu kadar sınırlarını da açıkta tutar.
Bir insanın yalnızca meslek, yurttaşlık statüsü veya istatistik kategorisiyle tanımlanması, kurumsal işlem için kullanışlı olabilir. Bunun o kişinin deneyimini bütünüyle açıkladığı varsayımı ise kategori ile tekil varlığı özdeşleştirir. Bu gündelik örnek, felsefi sorunu sezdirir; Adorno’nun bütün toplumsal çözümlemesinin yerine geçmez.
Adorno’nun yaklaşımında acı ve bedensel deneyim, soyut sistemlerin gözden çıkardığı şeyleri hatırlatır. Negatif diyalektik bu yüzden yalnızca mantıksal bir teknik değildir. Hegel’le, Marx’la ve Kant’la hesaplaşan tarihsel bir düşünme biçimidir; “sentez yapmamak” gibi tek cümlelik bir yönteme indirgenmemelidir.