Bilinçdışı, Freud’da ruhsal yaşamın bilinçli farkındalıkla sınırlı olmadığını açıklayan kavramdır. Farkında olunmayan her şeyi tek bir anlamda aynı sınıfa yerleştirmez. Freud betimleyici, dinamik ve sistematik kullanımlar arasında ayrımlar geliştirir.
Bir bilginin şu anda hatırlanmaması ile çatışma nedeniyle bilince erişiminin engellenmesi farklı durumlardır. Bu ayrım bilinçöncesi ile bastırılmış içerik arasındaki ilişkiyi düşünmeye yardım eder. Bilinçdışı, zihnin yalnızca boşta duran veya belirsiz bir bölümü değildir.
Rüya çalışması, belirtiler ve dil sürçmeleri, Freud’un bilinçdışı süreçleri araştırdığı malzemelerdendir. Kuramda yoğunlaştırma ve yer değiştirme gibi işlemler, görünür ifade ile ruhsal çatışma arasındaki bağı açıklamaya yönelir. Her gündelik hataya hazır bir gizli neden atfetmek bu araştırmanın yerine geçmez.
Frankfurt çevresindeki psikanaliz okumaları, bilinçdışı süreçlerin toplumsal kurumlarla ilişkisini araştırır. Fromm ile Marcuse’nin farklı yorumları, bireysel ruhsal süreçlerle tarihsel güç ilişkilerinin nasıl bağlanacağı sorusunu açar. Kavram tarihsel ve kuramsal bir çerçevede sunulmaktadır; güncel klinik değerlendirmeyle özdeş değildir.