İçkinlik, bu kayıtta öncelikle Spinoza’nın içkin neden anlayışından hareketle ele alınır. Etika’nın birinci bölümündeki on sekizinci önerme, Tanrı’nın bütün şeylerin geçişli değil içkin nedeni olduğunu söyler. Tekil varlıklar doğanın dışındaki bir yaratıcı ile bağımsız nesneler arasındaki ilişki üzerinden açıklanmaz.
Bu, her tekil varlığın aynı özellikleri taşıması veya farklılıkların ortadan kalkması demek değildir. Kiplerin belirli varoluşları ve ilişkileri araştırılmaya devam eder. Açıklamanın zemini, bu ilişkilerin dışında duran bir ölçüte başvurmadan kurulmaya çalışılır.
Deleuze, Spinoza okumasında içkinliği bir yaşamın neler yapabildiği ve hangi ilişkiler içinde güç kazandığı sorularıyla birleştirir. Bir karşılaşmanın değerlendirilmesi, önceden verilmiş aşkın bir yargıdan çok, kurduğu ve çözdüğü ilişkilerin incelenmesini gerektirir.
Deleuze ile Guattari’nin felsefedeki içkinlik düzlemi kavramı ise daha sonraki ve farklı bir bağlamdır. Spinoza’nın nedensellik önermesiyle ilişkilidir, fakat onun basit eşanlamlısı değildir. Buradaki izlek ontolojik tezden etik yoruma, ardından bu kavramsal yeniden kuruluşa geçer.